MODY diyabet, açılımı “Maturity-Onset Diabetes of the Young” olan ve Türkçede “genç yaşta başlayan erişkin tipi diyabet” şeklinde ifade edilen kalıtsal bir diyabet grubudur. Ancak bugün MODY’nin yalnızca genç yaşta görülen bir tip 2 diyabet olmadığı bilinmektedir. MODY, çoğunlukla tek bir gendeki değişikliğe bağlı gelişen monogenik diyabet türlerinden biridir.
MODY’nin tip 1 ve tip 2 diyabetten ayrılması önemlidir. Çünkü hastalığın nedeni, seyri ve uygulanabilecek tedavi genetik alt tipe göre değişebilir. Bazı MODY tiplerinde kan şekeri hayat boyunca yalnızca hafif yüksek seyrederken bazı tiplerde zamanla belirgin hiperglisemi gelişebilir. Benzer şekilde bazı kişilerde ilaç gerekmeyebilirken bazı genetik alt tiplerde ağızdan kullanılan ilaçlar veya insülin gerekebilir.
Bu nedenle özellikle genç yaşta diyabet tanısı konulan, ailede birden fazla kuşakta diyabet bulunan veya tip 1/tip 2 diyabetin klasik özelliklerini tam olarak taşımayan kişilerde MODY olasılığının değerlendirilmesi önemlidir.

MODY’nin en belirgin özelliği, birçok vakada diyabetin tek bir gendeki hastalıkla ilişkili değişiklikten kaynaklanmasıdır. En sık ergenlik veya genç erişkinlik döneminde ortaya çıksa da daha ileri yaşlarda da tanı konulabilir. Cleveland Clinic ve NIDDK, MODY’nin çoğunlukla 30 yaş ve altında saptandığını; bununla birlikte başlangıç yaşının tek başına tanı koydurucu olmadığını belirtmektedir.
MODY düşündürebilecek özelliklerden bazıları şunlardır:
Bununla birlikte fazla kilo veya obezite, MODY tanısını tamamen dışlamaz. Bir kişide hem MODY’ye yol açan genetik değişiklik hem de insülin direnci bulunabilir. Bu nedenle yalnızca vücut ağırlığına bakılarak MODY ile tip 2 diyabet arasında ayrım yapılması doğru değildir.

MODY’nin birçok yaygın formu otozomal dominant (baskın) geçiş gösterir. Bu durumda hastalıkla ilişkili genetik değişikliğin anne veya babadan birinde bulunması yeterli olabilir. Otozomal dominant bir MODY formuna sahip kişinin ilgili gen değişikliğini her bir çocuğuna aktarma olasılığı yaklaşık %50’dir.
Bu nedenle aile öyküsü MODY değerlendirmesinde önemlidir. Özellikle farklı kuşaklarda genç yaşta diyabet tanısı alan kişiler varsa hekime ailede diyabetin kimlerde ve kaç yaşında ortaya çıktığının anlatılması tanısal değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Ancak tüm monogenik diyabet biçimleri aynı kalıtım modeline sahip değildir. Nadir bazı formlar farklı genetik geçiş biçimleri gösterebilir. Bu nedenle aile içindeki riskin değerlendirilmesinde genetik danışmanlık yararlı olabilir.
MODY şeker hastalığı belirtileri genetik alt tipe ve kan şekerinin ne kadar yükseldiğine göre değişebilir. Bazı kişilerde yıllarca belirgin bir yakınma olmayabilir ve kan şekeri yüksekliği rutin laboratuvar testlerinde tesadüfen fark edilebilir.
Kan şekeri yükseldikçe görülebilecek belirtiler diğer diyabet türleriyle benzerdir. Bunlar arasında:
bulunabilir.
Tip 1 diyabette belirtiler bazen birkaç hafta içinde belirginleşebilirken MODY’nin bazı formlarında kan şekeri daha yavaş yükselir. Bu nedenle kişinin yıllarca diyabet belirtileri yaşamadan hafif hiperglisemi ile takip edilmesi mümkündür.

MODY tek bir hastalık değildir. Farklı genlerdeki değişiklikler farklı klinik tablolar oluşturabilir. Literatürde MODY ile ilişkilendirilmiş çok sayıda gen bulunmaktadır. Güncel sınıflamalarda özellikle GCK, HNF1A, HNF4A ve HNF1B ile ilişkili formlar klinik açıdan öne çıkar.
GCK genindeki değişikliklere bağlı MODY formunda açlık kan şekeri çoğunlukla hafif yüksek seyreder. Kan şekeri değerleri yıllar içinde çok fazla ilerlemeyebilir ve diyabete bağlı küçük damar komplikasyonları diğer bazı diyabet türlerine göre daha seyrek görülebilir. Gebelik dışındaki birçok GCK-MODY vakasında kan şekerini düşürücü ilaç tedavisi gerekmeyebilir. Bununla birlikte gebelikte değerlendirme farklıdır ve bireysel takip gerekir.
HNF1A-MODY’de pankreasın insülin salgılama kapasitesi zaman içinde azalabilir. Hastalık genellikle ergenlik veya genç erişkinlik döneminde belirginleşir. Bu alt tipte bazı hastalar düşük doz sulfonilüre grubu ilaçlara belirgin yanıt verebilir. Ancak hangi ilacın uygun olduğuna yalnızca hastanın klinik durumu ve genetik tanısı birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir.
HNF4A-MODY de zaman içerisinde ilerleyebilen insülin salgı bozukluğuna yol açabilir. HNF1A-MODY’ye benzer biçimde bazı kişiler sulfonilüre grubu ilaçlara duyarlı olabilir. Bazı vakalarda doğum ağırlığının yüksek olması veya yenidoğan döneminde geçici kan şekeri düşüklüğü gibi özellikler görülebilir.
HNF1B ile ilişkili MODY yalnızca kan şekerini etkileyen bir tablo olmayabilir. Böbreklerde yapısal sorunlar, böbrek kistleri, genital sistem anomalileri, pankreasta gelişim farklılıkları veya ürik asit yüksekliği gibi ek bulgular görülebilir. Bu nedenle MODY alt tipinin belirlenmesi yalnızca diyabet tedavisi açısından değil, eşlik edebilecek diğer sağlık sorunlarının değerlendirilmesi açısından da önemlidir.
MODY için tek başına kullanılan, herkeste geçerli bir “MODY tanı kriteri” veya tek bir kan değeri yoktur. Tanı süreci klinik bulgular, aile öyküsü, laboratuvar sonuçları ve gerektiğinde moleküler genetik testlerin birlikte değerlendirilmesine dayanır.
MODY olasılığı özellikle şu durumlarda akla gelebilir:
Amerikan Diyabet Derneği’nin 2026 sınıflandırma standartları da klasik tip 1 veya tip 2 diyabet özelliklerine uymayan ve aile öyküsü bulunan kişilerde monogenik diyabet olasılığının değerlendirilmesini ve şüphe durumunda genetik test yapılmasını önermektedir.
MODY değerlendirmesi genellikle tek aşamalı değildir. Öncelikle kişinin gerçekten diyabet veya kan şekeri yüksekliği olup olmadığı standart kan testleriyle değerlendirilir. Açlık kan şekeri, HbA1c ve gerektiğinde diğer glukoz testleri kullanılabilir.
Ardından diyabetin tipini ayırt etmeye yardımcı olmak amacıyla farklı incelemeler yapılabilir.
Tip 1 diyabet otoimmün bir hastalıktır ve birçok hastada pankreas hücrelerine karşı gelişen otoantikorlar saptanabilir. MODY ise temel olarak otoimmün bir hastalık değildir. Bu nedenle otoantikorların negatif olması MODY şüphesini destekleyebilir; ancak tek başına MODY tanısı koydurmaz. Nadir olarak monogenik diyabetli kişilerde de otoantikor saptanabileceği bildirilmiştir.
C-peptid, pankreasın ne kadar kendi insülinini ürettiği hakkında bilgi verir. MODY’nin birçok formunda kişi tanıdan yıllar sonra dahi belirli miktarda endojen insülin üretmeye devam edebilir. Bu durum özellikle uzun süredir tip 1 diyabet tanısıyla takip edilen ancak halen belirgin insülin üretimi bulunan kişilerde MODY açısından değerlendirmeyi gündeme getirebilir.
MODY tanısını doğrulamada temel yöntem moleküler genetik testtir. Genetik inceleme, hastalığa yol açabilecek belirli genlerdeki değişiklikleri araştırır. Klinik tabloya göre tek gen analizi veya birden fazla MODY genini birlikte değerlendiren gen panelleri kullanılabilir.
Genetik test yalnızca hastalığın adını koymak için önemli değildir. Hangi genin etkilendiğinin belirlenmesi; tedavi seçimini, hastalığın beklenen seyrini ve aile üyelerinin değerlendirilmesini değiştirebilir.
MODY diyabet tedavisi genetik alt tipe göre değişir. Bu nedenle “MODY için tek bir tedavi” yaklaşımı doğru değildir.
Bazı GCK-MODY vakalarında kan şekeri yüksekliği hafif ve stabil olduğundan gebelik dışındaki dönemlerde ilaç tedavisine ihtiyaç duyulmayabilir. HNF1A-MODY ve HNF4A-MODY’de ise bazı kişiler sulfonilüre grubu ağızdan alınan diyabet ilaçlarına iyi yanıt verebilir. Bazı diğer MODY tiplerinde ise insülin tedavisi gerekebilir.
Tedavinin yalnızca kan şekeri değerine bakılarak değiştirilmemesi önemlidir. Özellikle daha önce tip 1 veya tip 2 diyabet tanısı almış bir kişinin MODY şüphesi nedeniyle kullandığı insülini veya diğer diyabet ilaçlarını kendi kendine bırakması ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Beslenme düzeni, fiziksel aktivite, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve düzenli diyabet takibi de kişinin genel metabolik sağlığı açısından önemlidir. MODY genetik bir hastalık olsa da eşlik eden obezite ve insülin direnci kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir.
MODY, genetik kökenli olduğu için “geçici bir diyabet” değildir. Hastalıkla ilişkili genetik değişiklik yaşam boyunca bulunur. Bu nedenle MODY’nin tamamen ortadan kalktığını ifade etmek doğru değildir.
Ancak MODY’nin seyri alt tipler arasında ciddi farklılık gösterebilir. Örneğin bazı GCK-MODY vakalarında hafif kan şekeri yüksekliği uzun yıllar hemen hemen aynı seviyede kalabilir ve ilaç gerektirmeyebilir. Buna karşılık HNF1A veya HNF4A gibi bazı tiplerde insülin salgısındaki bozulma yıllar içinde ilerleyebilir ve tedavinin değiştirilmesi gerekebilir.
Dolayısıyla “MODY geçer mi?” sorusunun daha doğru karşılığı şudur: Genetik değişiklik ortadan kalkmaz; ancak hastalığın seyri ve tedavi ihtiyacı MODY tipine göre değişebilir.
MODY’nin temel nedeni genetik olduğu için günümüzde hastalığın oluşmasını engelleyen bir yöntem bulunmamaktadır. NIDDK, monogenik diyabetin şu anda önlenemediğini belirtmektedir.
Bununla birlikte sağlıklı vücut ağırlığının korunması, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite; eşlik edebilecek insülin direncinin ve diğer metabolik risklerin azaltılmasına yardımcı olabilir. Bu önlemler MODY’ye yol açan genetik değişikliği ortadan kaldırmaz.
MODY nadir görüldüğü ve belirtileri diğer diyabet türlerine benzeyebildiği için başlangıçta tip 1 veya tip 2 diyabet olarak değerlendirilebilir. NIDDK, monogenik diyabetli kişilerin benzer belirtiler nedeniyle yanlış sınıflandırılabildiğini belirtmektedir.
Doğru sınıflandırma özellikle önemlidir; çünkü genetik tanı bazı kişilerde uygulanacak tedaviyi değiştirebilir. Ayrıca aynı genetik değişikliği taşıma ihtimali bulunan aile üyelerinin değerlendirilmesini de mümkün kılabilir. Amerikan Diyabet Derneği de monogenik diyabetin doğru tanınmasının kişiye özel tedavi ve aile taraması açısından önemli olduğunu vurgulamaktadır.
MODY, Tip 1 ve Tip 2 diyabet kan şekeri yüksekliğiyle seyredebilse de; ortaya çıkış nedenleri, kalıtım özellikleri, insülin üretimi ve tedavi yaklaşımları açısından birbirinden farklıdır.
| Özellik | MODY Diyabet | Tip 1 Diyabet | Tip 2 Diyabet |
|---|---|---|---|
| Temel neden | Genellikle tek bir gendeki değişikliğe bağlı gelişen monogenik diyabet türüdür. | Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten beta hücrelerine saldırdığı otoimmün bir süreçtir. | İnsülin direnci ve zamanla pankreasın yeterli insülin üretememesi temel mekanizmalardır. |
| Başlangıç yaşı | Sıklıkla çocukluk, ergenlik veya genç erişkinlik döneminde ortaya çıkar; ancak daha ileri yaşlarda da tanı konabilir. | Her yaşta görülebilir, ancak çocukluk ve genç erişkinlik döneminde sık görülür. | Daha çok yetişkinlik döneminde görülür; ancak çocuk ve gençlerde de ortaya çıkabilir. |
| Kalıtsal özellik | Birçok MODY tipinde otozomal dominant kalıtım görülür ve ailede farklı kuşaklarda diyabet bulunabilir. | Genetik yatkınlık vardır ancak doğrudan tek gen üzerinden kalıtılan bir hastalık değildir. | Genetik yatkınlık güçlüdür; yaşam tarzı ve çevresel faktörler de gelişiminde rol oynar. |
| İnsülin üretimi | MODY tipine göre değişmekle birlikte pankreas genellikle bir miktar insülin üretmeye devam eder. | Beta hücrelerinin hasarı nedeniyle insülin üretimi belirgin biçimde azalır veya kaybolur. | Başlangıçta insülin üretimi vardır; ancak vücut insülini yeterince etkili kullanamaz ve zamanla üretim azalabilir. |
| Otoantikorlar | Genellikle negatiftir. | Diyabetle ilişkili otoantikorlar sıklıkla pozitiftir. | Genellikle negatiftir. |
| İnsülin direnci | Genellikle belirgin değildir; ancak kişide ayrıca insülin direnci bulunabilir. | Hastalığın temel nedeni değildir. | Hastalığın temel özelliklerinden biridir. |
| Vücut ağırlığı | Normal kilolu kişilerde sık görülse de fazla kilo MODY'yi dışlamaz. | Vücut ağırlığı tanı için belirleyici değildir. | Fazla kilo ve obezite önemli risk faktörleri arasındadır ancak her hastada bulunmaz. |
| C-peptid | Çoğu MODY tipinde kişinin kendi insülin üretiminin devam ettiğini gösterebilir. | Hastalık ilerledikçe genellikle düşük seviyelere iner. | Özellikle hastalığın erken dönemlerinde normal veya yüksek olabilir. |
| Tanıda genetik test | Tanının doğrulanması ve alt tipin belirlenmesi açısından önemlidir. | Rutin tanının temel yöntemi değildir. | Rutin tanının temel yöntemi değildir. |
| Tedavi yaklaşımı | Genetik alt tipe göre değişir. Bazı kişiler tedavisiz takip edilebilir, bazıları ağızdan ilaç veya insülin kullanabilir. | İnsülin tedavisi gereklidir. | Beslenme ve fiziksel aktivite düzenlemeleri, ağızdan veya enjeksiyonla kullanılan ilaçlar ve gerektiğinde insülin kullanılabilir. |
| Aile taraması | Genetik tanı doğrulanırsa aile bireylerinin değerlendirilmesi gündeme gelebilir. | Rutin olarak MODY'deki gibi tek gen temelli aile taraması yapılmaz. | Aile öyküsü risk değerlendirmesinde önemlidir ancak tek gen testiyle aile taraması standart değildir. |
Evet. MODY'nin birçok yaygın tipi kalıtsaldır ve çoğunlukla otozomal dominant geçiş gösterir. Bu durumda hastalıkla ilişkili genetik değişikliği taşıyan bir ebeveynin, değişikliği her bir çocuğuna aktarma olasılığı yaklaşık %50'dir. Kalıtım şekli MODY'nin genetik alt tipine göre değişebileceğinden genetik danışmanlık gerekebilir.
Evet. MODY'nin genetik alt tipi gebelikte takip ve tedavi yaklaşımını etkileyebilir. Özellikle bazı MODY tiplerinde anne ve bebeğin genetik durumu dikkate alınarak bireysel takip planlanması gerekebilir.
Bazı MODY tiplerinde uzun süre yüksek seyreden kan şekeri; göz, böbrek, sinir ve damarlarla ilişkili diyabet komplikasyonlarına yol açabilir. Risk, MODY'nin alt tipine ve kan şekeri kontrolüne göre değişir.
Hayır. Gestasyonel diyabet gebelik sırasında ortaya çıkan farklı bir diyabet türüdür. Ancak daha önce tanı almamış bir MODY vakası, gebelik sırasında yapılan kan şekeri testleriyle ilk kez fark edilebilir.
İlk değerlendirme Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları veya diyabet konusunda deneyimli bir İç Hastalıkları uzmanı tarafından yapılabilir. Genetik inceleme gerekli görülürse Tıbbi Genetik değerlendirmesi de sürece dahil edilebilir.
Etkisi MODY'nin genetik alt tipine göre değişir. Bazı kişiler yalnızca düzenli takip edilirken bazı kişilerde ilaç veya insülin tedavisi gerekebilir. Düzenli hekim kontrolü ve kan şekeri takibi önemlidir.
Genetik test sonucunun yalnızca “pozitif” veya “negatif” olarak değerlendirilmesi her zaman yeterli değildir. Bulunan varyantın hastalıkla ilişkisi, kalıtım biçimi ve aile üyeleri açısından anlamı uzman değerlendirmesi gerektirebilir.
Genetik danışmanlık; kişinin test yaptırıp yaptırmama kararını, sonucun aile üyeleri açısından ne anlama geldiğini ve çocuklara aktarılma olasılığını anlamasına yardımcı olabilir.
MODY diyabet, tip 1 ve tip 2 diyabetten farklı olarak çoğunlukla tek bir gen değişikliğine bağlı gelişen kalıtsal bir diyabet grubudur. Genellikle genç yaşlarda ortaya çıkması, ailede farklı kuşaklarda diyabet görülmesi, tip 1 diyabete özgü otoantikorların bulunmaması ve kişinin kendi insülin üretiminin devam etmesi MODY olasılığını düşündürebilir.
Bununla birlikte hiçbir bulgu tek başına MODY tanısı koydurmaz. Kesin alt tipin belirlenmesinde genetik inceleme önem taşır. Tanının doğru konulması, hangi tedavinin uygun olduğunun belirlenmesini ve aynı genetik değişiklik açısından risk taşıyabilecek aile bireylerinin değerlendirilmesini sağlayabilir.
Kişinin diyabet tanısı bulunuyorsa veya MODY olasılığından şüpheleniliyorsa mevcut ilaç veya insülin tedavisinde hekim değerlendirmesi olmadan değişiklik yapılmamalıdır.
Uzm. Dr.
Dahiliye (İç Hastalıkları)