Jinekolojik Operasyonlar

Jinekolojik Operasyonlar ile ilgili görsel sonucu

LAPAROSKOPİ NEDİR?

Laparoskopi, karın içini, optik bir cihaz kullanarak gözlemlemektir. Bu cihaz 1 cm.lik göbek altı küçük bir kesiden karın içine yerleştirilir. Karın içini aydınlatarak, rahim, yumurtalık ve tüpleri ilgilendiren hastalık veya problemleri doğrudan gözlemleme ve de gerekirse aynı anda karın alt bölgesinde açılan 3 – 5 mm ‘lik deliklerden içeri sokulan yardımcı aletler ile tedavi olanağı da verir. Halk arasındakansız ya da bıçaksız ameliyat olarak da bilinir.    Endoskopi terimi ise bu tür kamera ile içe bakma ve aynı şekilde ameliyat kesisi yapmadan tedavi uygulama işlemlerine verilen genel isimdir. Kadın Hastalıkları alanında uygulanan iki temel endoskopiyöntemi laparoskopi ve histeroskopidir.

Laparoskopi Ne Zaman Yapılır?
Aslında Laparoskopi genel cerrahide ve diğer bazı cerrahi branşlarda da kullanılmasına karşın burada verilecek olan bilgiler Kadın Hastalıklarınıilgilendirmektedir.  Laparoskopi, jinekolojide, pek çok farklı amaçla yapılabilir. Hatta denilebilir ki kanser ameliyatları da dahil olmak üzere her türlü jinekolojik cerrahi girişimi yapma olanağı vardır. En sık olarak, jinekologlar tarafından gebe kalmada güçlük çeken infertil hastaların takip ve tedavileri esnasında gebe kalmalarına engel olacak bir problemin var olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılır.

Örneğin, karın içersinde oluşan ve kadının tüplerinin fonksiyon görmesine engel olanyapışıklıklar, önceki bir ameliyattan, geçirilmiş bir iltihabi hastalıktan veya endometriozis hastalığından kaynaklanmış olabilir. Yapışıklıklar, tüp-yumurtalık ilişkisini, tüpün rahat hareket ederek atılan yumurtayı yakalamasını engeller. Bu nedenle de tedavi edilmelidir.  Bunun dışında karın içersinde yer aldığı düşünülenkist, myom, dış gebelik gibi değişik problemlerin kesin tanısında ve de tedavisinde rahatlıkla kullanılmaktadır. Yine ailesini tamamlamış ve başka gebelik arzulamayan bayanlarda tüplerin (kanalların) bağlanması amacıyla da sıklıkla uygulanmaktadır.   Laparoskopi, genel anestezi altında ve ameliyathanede yapılır. Kullanılan aletler ise bu amaç için özel olarak hazırlanmış cihazlardır.  Laparoskopik işlemlerin en büyük faydalarından birisi operasyon sonrası günlük yaşama kısa sürede dönebilmektir. Hasta genellikle aynı gün taburcu olur. Açık ameliyata kıyasla çok daha kısa sürede iyileşme, daha az ağrı ve daha az enfeksiyon (iltihaplanma) riski gibi avantajları vardır.

Laparoskopi işlemi ne kadar sürer?
Laparoskopi, tanısal amaçlı yapılmış ise oldukça kısa bir sürede yaklaşık olarak 20-25 dakikada sonuçlanır. Fakat hastanın operasyon için hazırlanması, uyutulup, uyandırılması ortalama 30-35 dakikalık bir süreyi gerektirecektir. eğer tedavi edici bir işlem uygulanacak ise tedavinin şekline göre, saatlerce süren laparoskopiler de olabilir.   Örneğin laparoskopi ile myom çıkarılması operasyonu ortalama 45 dakika sürmesine karşın, rahim alınması operasyonu, yapan kişinin tecrübesine göre 1-2,5 saat kadar sürebilir.  Eğer gerekirse, birçok kez laparoskopi olunabilir. Özellikle, laparoskopi sırasında tedavi uygulanmışsa tedavinin ne kadar etkili olduğunu görmek amacıyla, altı ay ara ile ikinci veya üçüncü kez laparoskopi de yapılabilir.   Gelecekte muhtemelen jinekolojik operasyonların çok büyük çoğunluğu laparoskopik olarak yapılacaktır.   Elbette her cerrahi girişim gibi laparoskopinin de kendine özgükomplikasyonları olabilir. Komşu organ zedelenmeleri, kanama ve enfeksiyon (iltihaplanma) riski söz konusudur. Ancak tecrübeli ve dikkatli ellerde, bu tür problemler % 1’den daha az oranda görülecektir.

HİSTEROSKOPİ NEDİR?

Histeroskopi rahim ağzı ve rahim boşluğunun vajinal yoldan rahim içerisine optik bir cihaz yerleştirilerek izlenmesidir. Bu işlem yapılırken kullanılan alet veya aletlerehisteroskop denir. Kısırlık nedenlerinin araştırılması, anormal vaginal kanama nedenlerinin araştırılması, doğumsal anormalliklerin tanısı gibi tanısal amaçlarla ya da daha önceden varlığı tespit edilen myomların ya da poliplerin çıkarılması, doğumsal şekil bozukluklarının operasyonu gibi tedavi edici amaçlarla da histeroskopi yapılabilir.
Histeroskopinin en sık olarak kullanıldığı işlemler rahim içersindeki bölmelerin (septum) çıkarılması, yapışıklıkların açılması, polip çıkarılması, tüp bebekbaşarısızlığının değerlendirilmesi ve myom çıkarılması işlemleridir.

Rahim içinde oluşan yapışıklıklar gebe kalamama, düşük yapma ve az veya hiç adet olamamanın önemli nedenlerinden biridir. İlk tanımlayan kişinin adı ile Asherman sendromu olarak da anılır. Genellikle rahim içinde oluşturulan bir(tahribatı takip eder. En sık görülen sebep kürtaj sonrasında adet kanamalarınınmiktarının azalması veya adet görememe nedeni ile yapılan araştırmalarda rahim içinde yapışıklık olduğunun anlaşılmasıdır. Özellikle “fazla enerjik” yapılan kürtajlardan sonra görülme olasılığı yüksektir. Kürtajı takip eden diğer nedenler arasında ise doğum sonrasında bebeğin eşinin tam olarak çıkmamasına bağlı olarak yapılan girişimler ve rahim içindeki myomlara yönelik ameliyatlar da yer almaktadır.
Daha az olarak çocukluk çağında geçirilmiş bir tüberküloz (verem) veya başka bir enfeksiyon sonrası da görülebilir. Kürtaj sonrasında her ay rahim iç tabakasının yenilenmesinden sorumlu olan hücre tabakasından oluşan hasar sonucunda rahim iç tabakası artık yenilenemez hale gelir ve rahim duvarları birbirine yapışır.

Belirtileri nelerdir ve tanı nasıl konur?

En sık olarak kürtaj sonrası adet kanamalarının kesilmesi veya belirgin olarak azalması söz konusudur. Normalde kürtajdan sonra düzenli adet gören kadınlarda 4-8 hafta içinde adet kanamasının gelmesi beklenir. Gelmediği takdirde rahim için yapışıklıklarından şüphelenilmelidir. Daha az olmak üzere adet kanamalarının ağrılı olması, nedensiz gebe kalamama ve tekrarlayan düşükler de rahim içi yapışıklıklarının belirtisi olabilirler. Tanı için vajinal yolla yapılan ultrason muayenesi, rahim filmi (HSG), ve histeroskopi kullanılabilecek araçlardır. Bunların içinde tanıyı kesinleştiren ve aynı seansta tedavi olanağı sağlayan histeroskopi altın standart olarak kabul edilmektedir.

Nasıl tedavi edilir?

Rahim içi yapışıklıkların tedavisinde güncel standart histeroskopik yapışıklık açılması işlemidir. Eskiden uygulanan kürtajlar artık tarihe karışmıştır. Rahim içi yapışıklıkları makas veya elektrik enerjisi kullanılarak açılabilir. İşlemin başarısı yapışıklıkların derecesi ve cerrahın tecrübesiyle doğru orantılıdır. Yapışıklıklar ne kadar yoğun ve rahim iç boşluğunun orantısal olarak ne kadar büyük kısmını kaplıyorsa tedavinin şansı o kadar yükselir. Özellikle rahim boşluğunu tamamen kapatan yapışıklıkların tedavisi bazen mümkün değildir. Yapışıklıkların yoğun olduğu durumlarda bazen birden fazla girişim gerekebilir. Histeroskopi sonrasında, yapışıklık tekrar oluşmasın ve yer kaplasın diye, rahim içine balon veya spiral konabilir. Yine işlem sonrasında hücre yenilenmesi amacıyla hormon tedavisi de verilmektedir. Ağır yapışıklıkları olanlarda hormon tedavisinin bitiminden sonra adet kanamasının akabinde tekrar histeroskopi ile bakılması veya en azından rahim filmi çekilmesi de yararlı olacaktır.

Tedavinin başarısı nedir?

Şiddetli yapışıklıkları olan kadınlarda birden fazla histeroskopi çoğu zaman gerekir. Rahim boşluğu kabul edilebilir ölçülerde veya tam olarak açılmış olan kadınlarda eğer tüp çıkışları da açıksa kendiliğinden gebelik şansı olacaktır. Eğer rahim boşluğu belirgin ölçüde oluşturulabilmiş ancak tüp çıkışları görülemeyen kadınlarda ise tüp bebek yapılması gerekir.

İşlemin uygulanması
Hastaya sadece tanısal amaçlı histeroskopi yapılacaksa ameliyathane koşullarına ve genel anesteziye de gerek olmayabilir. İşlem için hasta jinekolojik muayene masasına yatar ve vajen ve rahim ağzı antiseptik sıvılarla temizlendikten sonra lokal anestezi uygulanır. Ardından genellikle rahim ağzının genişletilmesine gerek duyulmadan 0,5 cm çapında bir optik cihaz rahim içerisine yavaşça yerleştirilir ve aynı zamanda içeriye karbondioksit gazı veya sıvı verilerek rahim içerisi monitörden izlenir. Anormal görülen dokulardan doku örneği de alınarak tanı için patolojik incelemeyegönderilir. Hastalar genellikle işlemi yarıda bırakacak kadar ağrı duymazlar ve histeroskopi 5-10 dakika içerisinde tamamlanır.Operatif (cerrahi) histeroskopi ise laparoskopi ile benzer koşullarda yapılır. Burada kullanılan optik alet ve cihaz daha kalın olduğu için rahim ağzı genişletilerek içeriye yerleştirildikten sonra uygun cerrahi işlem yapılır. Yapılan işlemin özelliğine göre 15 dakika ile 1 saat arasında sürebilir.Histeroskopinin Riskleri Var mıdır ?
Tanısal histeroskopide çok az komplikasyon görülür ve hayatı tehdit edici bir sorun hemen hemen hiçbir zaman yaratmaz. Operatif histeroskopiler biraz daha deneyim gerektiren daha zor işlemler olduğundan 1 – 2 / 100 oranında komplikasyon meydana gelir. İşlem esnasında rahim delinmesi (uterin perforasyon) en sık görülen komplikasyondur, ancak oluşan delikler çoğunlukla başka ek bir cerrahi girişime ihtiyaç olmadan izlem ve ilaç tedavileriyle kendi kendine iyileşir. Operatif histeroskopi yapılacağı zaman sıklıkla aynı anda rahmin dış yapısını da görmek ve oluşabilecek komplikasyonlara engel olmak için laparoskopi de uygulanabilir. Bu konu yapılacak işlemin zorluğuna ve kendisinin deneyimine göre hekimin vereceği bir karardır.

Diğer bazı komplikasyonlar da işlem esnasında rahmi genişletmede kullanılan sıvılara bağlı olarak oluşabilir. Ciddi allerjik reaksiyonlar, vücut ısısında düşme, pıhtılaşma problemleri, solunum güçlüğü, akciğerde sıvı birikimi (pulmoner ödem) bunlar arasındadır. Ancak işlem süresinin çok uzatılmaması, alınan sıvı miktarının cerrah tarafından sıkı kontrolü ve deneyim ile bu tür bir problem de nadiren görülmektedir.

Histeroskopi Sonrası:
Histeroskopiyi takip eden birkaç günde bir miktar vajinal akıntı ve kramplar hissedilmesi normaldir. Bunun için basit ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir.Histeroskopinin yapılabilmesi için rahim ağzı genişletildiğinden enfeksiyon gelişmemesi açısından cinsel ilişkiden birkaç gün kadar kaçınılmalıdır. Genellikle bir gün içinde normal aktivitelere dönülebilir.

MYOM ÇIKARILMASI (MYOMEKTOMİ)

Miyomlar Nasıl Çıkarılır? Genel olarak söylemek gerekirse miyomların nasıl çıkarılacağının temel belirleyicisi miyomun büyüklüğü ve rahim içindeki konumudur.   Tümüyle submüköz yerleşmiş yani rahim içine doğru büyümüş bir miyom histeroskopiadı verilen yöntemle rahim içine vajinadan özel aletlerle girilerek çıkarılabilir.

Çok sayıda olan, rahim içine gömülü veya oldukça büyük miyomların genellikle karın açılarak yani “açık ameliyat” ile  ( laparotomi ) çıkarılması önerilir. Uygun durumlarda aynı işlem laparoskopi yoluyla da gerçekleştirilebilir.
Miyomlar genellikle etraflarını saran kapsül adı verilen dış kılıf ile sağlam dokudan net sınırlarla ayrılmış kitlelerdir ve ameliyat esnasında rahim dokusuna yapılan kesinin içinden girilerek bu dış kılıfla birlikte bir bütün olarak çıkarılabilirler. Operasyonda çıkarılabilecek tüm myomlar rahime ve özellikle iç zarına zarar vermeden çıkarılır.

Sezaryanda Miyom alınabilir mi?
Gebelik döneminde artan hormonlar nedeniyle var olan bir miyomun büyümesi veya yeni miyomların oluşması mümkündür.  Bu nedenle sezaryan ameliyatı esnasında miyomlara nispeten sık rastlanır.   Myomların rahim içinde derinde gömülü olduğu durumlarda miyoma ulaşmak amacıyla rahim kasına yapılan kesi bu anda ciddi kanamalara neden olabilmektedir. Çünkü gebelik anında rahim çok büyümüş ve kanlanması belirgin olarak artmıştır. Bu nedenle yüzeysel yerleşimli veya küçük bir sapla rahime bağlı miyomlar hariç sezaryanda miyom çıkarılması pek önerilmez.   Gebelik dönemi bittikten sonra büyüyen miyomların hemen tümünde bir küçülme eğilimi olması nedeniyle de sezaryan esnasında miyomların çıkarılması çok şart değildir.

Miyom Çıkarılma Ameliyatının ( myomektominin ) Riskleri Nelerdir?
Miyom çıkarılma ameliyatları genel anestezi altında uygulanan ameliyatlardır. Bu nedenle en başta genel anesteziye bağlı oluşabilecek riskler bu ameliyatta da ortaya çıkabilir. Dikkatli bir ön değerlendirme ve tecrübeli bir anestezi uzmanı tarafından verilen anestezi bu riskleri çok azaltır.   Miyom çıkarılma ameliyatları genellikle “kanlı” ameliyatlardır. Bir veya birkaç miyomun çıkarıldığı kısa süren ameliyatlarda kanama miktarı fazla değilse de özellikle aynı anda çok sayıda miyomun çıkarıldığı ameliyatlar, her miyomu çıkarmak için rahime ayrı bir kesi uygulanmasını gerektirmesi nedeniyle önemli ölçüde kan kaybına sebep olabilir.

Miyomların tecrübeli bir hekim tarafından uygun ve hızlı bir şekilde çıkarılması, rahime uygulanan kesi sayısının minimal tutulması ve gerekli durumlarda kan nakli yapmak için birkaç ünite kanın hazırlanması kan kaybına bağlı oluşması muhtemel riskleri en aza indirir. Bu konuda özellikle myomlara bağlı olarak kansızlık gelişmiş hastalarda dikkatli olunmalıdır.   Karından uygulanan jinekolojik ameliyatların tümünde iç organlarda yapışıklık oluşma riski vardır. Bu yapışıklıklar yumurtalık ve tüpler etrafında oluşursa bu organların işlevlerini olumsuz yönde etkileyebilir ve tüplerde kapanmaya neden olarak gebe kalamama veya zor gebe kalmaya yol açabilirler.  Ameliyatın kısa zamanda tamamlanması, yapışıklığı en aza indirmek için ek bazı önlemler alınmasıyla bu risk azaltılabilir ancak laparoskopi gibi çok az yapışıklık oluşumuna neden olan bir yöntem kullanılsa dahi yapışıklık oluşumunu tümüyle önlemek mümkün değildir.

Karın içersinde ne oranda yapışıklık oluşacağı kişinin yapısal özelliklerine ve cerrahi tekniğe bağlı olarak değişmektedir.

Özellikle çok sayıda ve büyük miyomların çıkarıldığı veya miyomların rahimağzı bölgesi gibi çıkarılması zor bölgelere yerleştiği sorunlu ameliyatlar esnasında rahimin bırakılması mümkün olmayabilir. Bu durum bir veya birkaç miyomu olan bir kadında çok çok ender görülen bir durumdur.   Miyom çıkarılması için kullanılan cerrahi teknikameliyata bağlı oluşabilecek riskleri belirleyen diğer bir durumdur. Açık ameliyatla yani karından girilerek yapılan ameliyatlarda bu yöntemin getirdiği riskler, laparoskopi ile yani ince borularla karını açmadan kamera yoluyla uygulanan ameliyatlarda da bu yöntemin getirdiği riskler mevcuttur.

Genel prensip cerrahın en iyi kullanabildiği ve tecrübeli olduğu teknikle operasyonu gerçekleştirmesidir.

Miyom çıkarılırken herhangi bir aşamada rahim duvarının bütünlüğünün bozulması ileride yaşanacak gebelikte doğumun sezaryanla gerçekleştirilmesini gerektirir. Bunun nedeni rahimin doğum kasılmaları esnasında miyomu çıkarmak için rahim kasına uygulanan kesi bölgesinden yırtılma olasılığının bulunmasıdır. Ne kadar iyi bir ameliyat tekniği kullanılırsa kullanılsın ve kesi ne kadar iyi tamir edilirse edilsin eğer myom rahimde gömülü ise bu olasılık söz konusu olabilir.

Bu yüzden miyom çıkarılma operasyonu geçiren bayanların sezeryan ile doğum yapmaları gerekebilir.

Myomektomi Operasyonu Sonrasında Tekrar Miyom Oluşur Mu?
Miyom genetik özelliklerle ilgili bir olaydır. Miyomu olan bir kadının rahimi alınmadığı sürece yeniden miyom oluşturabilir. Ancak bazen ameliyat esnasında var olan küçük miyomların tümüyle çıkarılmamış olmasıyla ilgili de olabilir.

Myomların ilaçla tedavisi mümkün değil midir?
Şu anda myomları küçültüğü bilinen herhangi bir ilaç yoktur. Analog adı verilen ve kişiyi geçici olarak menopoza sokan aylık ya da üç aylık iğneler uygulandığında, hormon seviyelerinin menopozdakine benzer şekilde düşmesinden dolayı elbette myomun hacmi de küçülecektir. Ancak ilaç bırakıldıktan ve adetler geri geldikten 2-3 ay sonra myomun eski büyüklüğüne geri döndüğü görülmektedir. Ayrıca geçici menopoz tablosunda hastanın şiddetli ateş basmaları ve eğer tedavi uzun sürersekemik erimesi de olabilmektedir.   Bu tedavi yöntemi myomun ameliyatla çıkarılmasından önce operasyonda olabilecek kan kaybını azaltmak ve myom hacminin küçültülerek operasyonun kolaylaşmasını sağlamak amacıyla bazı hekimler tarafından ameliyat öncesi kısa süreli olarak kullanılmaktadır.   Özellikle ameliyat laparoskopik olarak yapılmak isteniyor ve myom boyutları çok büyükse ameliyat öncesi bu ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca bu grup hastalarda uzun süren aşırı kanamalara bağlı olarak anemi (kansızlık) geliştiği için bu tedavi ile aneminin düzelmesi sağlanmaktadır. Çünkü tedavi sırasında hasta adet görmemekte ve hastanın kan kaybı olmamaktadır.

Bunun dışında kullanılabilecek diğer bazı ilaçlar da şunlardır:

Progestinler: Progesteron hormonu hipofizden yumurtalıkları uyaran hormonların salınımını azaltarak ve myom dokusunda temel kadınlık hormonu olan östrojenin etkisini bloke ederek etki gösterirler. Myomun yol açtığı kanama fazlalığını bazen azaltabilirler, ancak myomların küçültülmesi için etkin bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmemektedirler.

Danazol: Analoglara göre daha az etkilidir. Dört-altı ay kullanıldığında myom boyutlarında azalmaya yol açttığı görülmüştür. Kilo alımı, kıllanma ve seste kalınlaşma gibi yan etkilerinden dolayı da tercih edilmemektedir.
Raloxifene: Hayvan çalışmalarında myom boyutlarında küçülmeye yol açtığı gösterilmekle birlikte bu konuda insanlarda yeterli veri bulunmamaktadır.

Myomların yol açtığı uzun süren kanamalar, ara kanamaları gibi adet düzensizlikleri söz konusu olduğunda operasyon seçeneğinden önce en sık olarak progesteronhormonu içeren değişik haplarla tedavi de uygulanmaktadır.
Ancak bilinmelidir ki bu tedaviler myomun kendisini tedavi etmez belki yol açtığı kanama problemlerini geçici olarak düzeltebilir.
Eğer fazla kanamalar kişide kansızlığa da yol açtıysa demir haplarıyla tedavi de uygulanmalıdır.
Unutulmamalıdır ki myomların kesin tedavisi cerrahidir.

RAHİM ALINMASI (HİSTEREKTOMİ)

Rahmin alınması işlemine tıp dilinde histerektomi adı verilir.  (Yunanca, hystrea: rahim, ektome: çıkartma) Eğer rahimde büyük ve probleme yol açan myomlar, kanser, şiddetli endometriosis veya alt karında rahmin komşu organlara yapışması ve bunun sonucunda sürekli kasık ağrısı gibi bir durum ortaya çıkmışsa veya çok fazla ve ilaçla kontrol edilemeyen kanamalar mevcutsa rahmin alınması gerekebilir. Bunun dışında rahim aşağı düşmüş veya vajinadan dışarı taşıyorsa yine histerektomi (rahim çıkarılması) gerekir.
Bu operasyonların hepsi aynı teknikle yapılmazlar. Kısmi rahim alınmasında, rahim boynu ve rahim tabanı bırakılır. Tam histerektomide ise rahmin hepsi, rahim boynu da dahil olmak üzere alınır. Histerektomi ile çift taraflı yumurtalığın alınması da yine hastayla birlikte cerrahın vereceği bir karardır. Genellikle menopoz dönemine ortalama olarak 4–5 yıl veya daha fazla zamanı olduğu düşünülen kadınlarda eğer problem yumurtalıkları ilgilendirmiyorsa yumurtalıkların alınması işlemi uygulanmaz. Yumurtalıklar alınırsa yumurtalıklardan salgılanan estrogen (kadınlık hormonu) hormonu kanda çok azalır ve menopoz tablosu ortaya çıkar. Buna “cerrahi menopoz”adı verilir.

Ani ve şiddetli menopoz şikayetleri (sıcak basmaları, vajinal kuruluk hissi, baş dönmesi, gece terlemeleri, kabızlık, depresyon gibi) ameliyattan hemen sonra başlayabilir. Sadece rahim çıkarıldığında da hasta ameliyattan sonra adet görmez. Ancak yumurtalıklar yerinde kalırsa hastanın bu tür şikayetleri olmaz. Çünkü yumurtalıklar aktivite göstermeye ve estrogen salgılamaya devam ederler. Yumurtalıkların da çıkarıldığı hastalarda eksilen hormonun takviyesi ile şikayetler azaltılabilir. Özellikle genç yaşta yumurtalıkların çıkarıldığı hastalar mutlaka bu hormon tedavisini almalıdırlar. Çünkü kadınlık hormonunun eksikliği seneler sonra kemik erimesi, kalp hastalığı riskinin artması gibi hayati sorunlara yol açabilir. Radikal histerektomi ise kanser durumlarında uygulanan bir tekniktir. Bu yöntemde ise rahim ve yumurtalıklara ek olarak vajinanın üst kısmı ve bazı lenf düğümleri de alınır. Problemin genişliği histerektominin çıkaracağı kısmın miktarını belirler.

Rahim alınması işlemi uygulanırken, operatör alt karında, ya yatay olarak kasık tüylerinin hemen üstünden, ya da dikey olarak göbekten tüylerin hizasına kadar bir kesi yapar. Rahim sarkmasının mevcut olduğu durumlarda ise rahim çıkarılması işlemi vajinadan uygulanan bir kesi ile gerçekleştirilir Her iki ameliyat da ortalama olarak 1–2 saat sürer ve genellikle genel anestezi altında uygulanır. Rahim alınması operasyonundan sonra ortalama olarak 2–3 gün hastanede kalınması gerekir. Ameliyata bağlı olarak ortaya çıkması olası komplikasyonlar ise, alt karın iltihaplanması, böbrek ve mesane iltihapları ve kanamadır. Ancak tecrübeli ve özenli bir cerrahiden sonra bu tür problemler % 1’den daha az görülmektedir.

VAJEN DARALTILMASI (VAJİNOPLASTİ)

Vajina bölgesinin geniş olması kadının kendine ait doku özelliklerinden ve yapısından kaynaklanabildiği gibi ilerleyen yaş ve özellikle zor doğumlara bağlı olarak da gelişebilmektedir. Rahim sarkması, idrar kesesinde sarkma ve idrar kaçırma sorunu yaşayan kadınların diğer önemli bir sorunu da zor doğumlarda ortaya çıkan yırtıkların vajinada genişleme, bollaşma şikayetine yol açmasıdır. Ayrıca doğumdan sonra düzgün onarılmayan yırtıklar ya da epizyotomiler yani doğum sırasında rastgele yırtılmayı engellemek için yapılan kesi işlemi sonrasında da kabarık ya da kötü görünümlü nedbe dokusu yine ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkabilmektedir. Vajende bollaşmanın ileri durumlarında ise cinsel ilişkide hava ve istenmeyen ses çıkması, hatta idrar kaçması dahi görülebilmektedir. Tüm bu durumlar kadının eşiyle cinsel yaşamda ciddi sorunlar yaşamasına, çiftin eskisi gibi cinsel yaşamdan zevk alamamasına neden olabilir. Bu da kadının zamanla özgüvenini yitirmesine ve hatta cinsel yaşamdan uzaklaşmasına da yol açabilir.

Ülkemizde bu tür cinsel sağlık problemleri ne yazık ki utanılacak bir sorun olarak görülmekte bu sebeple hekime başvurmalar az sayıda olmaktadır. Oysa ki nasıl vücudun diğer pekçok bölgesine estetik operasyonlar uygulanarak fizyolojik ve psikolojik düzelme sağlanıyorsa vajina estetiği de cerrahi olarak vajinoplastiyöntemiyle düzeltilerek aynı fayda sağlanabilir. Günümüzde bu sorunların düzeltilmesi için yararlanılan çeşitli tekniklerden oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir.   Vajen daraltılması operasyonuna tıpta genel anlamıyla vajinoplasti adı verilmektedir.Ayrıca operasyon sonrasında yaşla birlikte daha sık rastlanan bir şikayet haline gelen idrar kaçması sorunu da ortadan kaldırılmaktadır.

Vajina daraltılması işleminde yani vajinoplastide ne yapılıyor?
Çok da zor olmayan bir cerrahi girişim olduğu için lokal anestezi ile sedasyon adı verilen iki uygulamanın bir arada kullanılmasıyla da gerçekleştirilmesine karşın çoğu cerrahın tercihi genel anestezi kullanılmasıdır. Yaklaşık 45 dakika kadar süren operasyonda vajinanın hem ön hem de arka duvarı açılarak alttaki dokuya sıkılaştırıcı işlem yapılmakta ve fazla vajen dokusu çıkarılmaktadır. Ayrıca vajeni çevreleyen kaslar da birbirine yanaştırılmaktadır. Eriyebilen dikişler kullanıldığından operasyon sonrasında dikişlerin alınmasına gerek duyulmamaktadır.

Böylelikle doğum sonrası vajina genişlemesi yakınması olan kadınların bu şikayetleri azalmakta ve eşlerin her ikisinin de cinsel yaşamdan eskisine oranla daha fazla tatmin olmaları sağlanmaktadır.

ONLİNE RANDEVU AL

Online Randevu alabilirsiniz
WordPress Video Lightbox